Diyarbakır Barosu'ndan Filisid Raporu
Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, filisid vakalarına ilişkin yayımladığı raporda, incelenen haberlerin yüzde 62'sinde failin baba olduğunu tespit etti. Rapor, erken müdahale mekanizmaları ve kurumsal koordinasyon eksikliğine dikkat çekiyor.


Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, ebeveynlerin veya vasilerin kendi çocuklarını öldürmesi anlamına gelen 'filisid' olgusunu inceleyen kapsamlı bir rapor hazırladı. Ekim 2026 tarihli çalışma, çocuk cinayetlerinin kökenindeki nedenleri, risk faktörlerini ve mevcut koruyucu mekanizmalardaki yetersizlikleri mercek altına alıyor.
Bianet'te yayınlanan habere göre, Türkiye'de filisid vakalarına dair ayrı bir resmi istatistik bulunmadığı vurgulanan rapor, ulusal ve yerel basına yansıyan son 50 haberin analiziyle oluşturuldu. Adli Tıp Kurumu kayıtları ve medya taramalarının birlikte değerlendirildiği çalışmada, yılda yaklaşık 20 ila 35 vakanın mahkemelere veya medyaya yansıdığı belirtildi. Rapor, Türkiye genelindeki tüm vakaları değil, incelenen sınırlı haber örneklemesini yansıtan oranlar içeriyor.
İnceleme sonuçlarına göre, faillerin cinsiyet dağılımında babalar yüzde 62 ile ilk sırada yer alırken, anneler yüzde 34, anne ve babanın birlikte olduğu durumlar ise yüzde 4 oranında tespit edildi. Fail babaların ortalama yaşı 39, annelerin ise 27 olarak kaydedildi. Öldürülen çocukların yaş dağılımına bakıldığında, yüzde 24'ünün 0-12 ay, yüzde 34'ünün 1-5 yaş, yüzde 28'inin 6-12 yaş, yüzde 10'unun 13-18 yaş ve yüzde 4'ünün 18 yaş üzeri olduğu görüldü. Vakaların yüzde 68'inde tek çocuk, yüzde 32'sinde ise iki veya daha fazla çocuk hedef alındı.
Haberlerde bildirilen etkenler arasında majör depresif bozukluk yüzde 24, doğum sonrası depresyon veya psikotik atak yüzde 18, şizofreni ve diğer psikotik bozukluklar yüzde 16, antisosyal veya kişilik bozuklukları yüzde 12 ve madde/alkol etkisi yüzde 10 oranında yer buldu. Bilinmeyen veya tanı bulunmayan durumlar ise yüzde 20 olarak belirlendi. Raporda, çocukların ebeveynleri tarafından öldürülmesinin yalnızca psikiyatrik rahatsızlıklarla açıklanamayacağı, yoksulluk, işsizlik, sosyal izolasyon, ev içi şiddet, boşanma ve velayet anlaşmazlıklarının önemli risk faktörleri olduğu vurgulandı. Özellikle babaların fail olduğu vakalarda ekonomik krizler ve eşler arasındaki çatışmaların öne çıktığı, bazı durumlarda çocukların karşı tarafa zarar vermek amacıyla kullanıldığı ifade edildi.
Sağlık kurumları, sosyal hizmet birimleri ve adli makamlar arasındaki koordinasyon eksikliğinin çocukların korunmasını güçleştirdiğine dikkat çeken Baro, medyanın sansasyonel dilinin toplumsal nedenleri görünmez kıldığını ve duyarsızlaşmaya yol açtığını belirtti. Diyarbakır Barosu, RTÜK ile Basın Konseyi'nin ortaklaşa bir 'Aile İçi Şiddet ve Filisid Haberciliği Etik Rehberi' hazırlamasını önerdi. Rehberin, failin psikolojik durumunun tahrik edici biçimde sunulmasını ve olayın ayrıntılarının teşhir edilmesini engelleyecek ilkeler içermesi istendi.
Raporda, önleyici mekanizmaların kriz ortaya çıkmadan önce harekete geçirilmesi gerektiği vurgulanarak çeşitli düzenlemeler önerildi. Türk Ceza Kanunu'na filisidi özel olarak tanımlayan bir madde eklenmesi, Adli Tıp Kurumu öncülüğünde ulusal bir veri tabanı oluşturulması ve yıllık raporlar yayımlanması tavsiye edildi. Ayrıca öğretmenler, aile hekimleri, sosyal hizmet uzmanları ve muhtarların ev içi şiddet ve ciddi kriz belirtilerini ilgili kurumlara bildirmesini sağlayacak bir risk bildirim sistemi kurulması gerektiği belirtildi. Doğumdan sonraki ilk yıl içinde hem anne hem de babaya en az üç kez ruh sağlığı değerlendirmesi yapılması, sağlık, eğitim, sosyal hizmet ve adli kurumların koordineli çalışacağı bir Çocuk İzleme Platformu oluşturulması da öneriler arasında yer aldı.
İşsizlik, boşanma veya ağır psikolojik kriz yaşayan ebeveynlere üç ay boyunca maddi ve psikososyal destek sağlanması, cinayetlerin ardından hayatta kalan çocuklara ve etkilenen yakınlarına ise en az altı ay ücretsiz hukuki, sosyal ve psikolojik destek verilmesi gerektiği kaydedildi. Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, kurumlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesinin hayati önem taşıdığını yineledi.
TürkAta Haber Ajansı
Ordu Gündemi