Daryaee'den Rubio'nun Medeniyet Çatışması Tezine Eleştiri
Kaliforniya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Touraj Daryaee, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Yunanistan'daki konuşmasında dile getirdiği Doğu-Batı çatışması anlatısını eleştirdi. Daryaee, Pers ve Osmanlı imparatorluklarının çok kültürlü yapısına dikkat çekerek tarihin siyasi amaçlarla çarpıtıldığını belirtti.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun 7 Ekim 2026'da Yunanistan'da gerçekleştirdiği ve Akropolis'i arka plan olarak kullandığı konuşma, tarihçi Prof. Dr. Touraj Daryaee tarafından değerlendirildi. Kaliforniya Üniversitesi, Irvine Öğretim Üyesi olan Daryaee, Rubio'nun Pers İmparatorluğu üzerinden kurduğu tarihsel anlatının günümüz Türkiye, İran ve İslam dünyası açısından siyasi sonuçlar doğurduğunu savundu. Bakanın medeniyetler arası ilişkileri sürekli bir savaş hali üzerinden açıklamasının yanlış bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Daryaee, bu söylemin mevcut ABD yönetiminin ideolojik çerçevesini yansıttığını ifade etti.
Cumha'da yayınlanan habere göre, Daryaee, Rubio'nun Avrupa ülkelerine yönelik mesajlarının sadece tarihsel bir değerlendirme olmadığını, aynı zamanda tehdit algısı yaratma niteliği taşıdığını belirtti. Daryaee, "7 Ekim 2026'da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, arka planda Akropolis'in bulunduğu önemli bir konuşma yaparak mevcut ABD yönetiminin ideolojik çerçevesini ortaya koydu. Konuşması, Avrupa ülkeleri için birçok açıdan önemliydi ancak aynı zamanda dünyada onları tehdit eden şeylere dair bir uyarı niteliğindeydi" dedi. Rubio'nun Batı ve Doğu medeniyetleri arasında antik dönemden bu yana süregelen ebedi bir düşmanlık olduğunu iddia ettiğini aktaran Daryaee, bu yaklaşımın iki bin beş yüz yıllık bir tehdit algısı oluşturduğunu kaydetti.
Prof. Dr. Daryaee, Rubio'nun MÖ 480 yılında Pers Kralı Xerxes'in Yunanistan seferini hatırlatarak tarihsel olayları günümüz siyasi gelişmeleriyle ilişkilendirdiğini belirtti. Daryaee, "MÖ 480'de Atina'ya ulaşmak ve Akropolis'i yakıp kutsal alanlarını yok etmek için Çanakkale Boğazı'nı geçen Pers Kralı Xerxes'in seferini hatırlattı. Rubio daha sonra, o zamanki Perslerin bugün de Batı Medeniyetini yok etmeye çalıştığını ima etti" ifadelerini kullandı. Bakanın sadece İranlıları değil, farklı toplumları da Batı'ya yönelik tehdit olarak konumlandırdığını savunan Daryaee, bu tarihsel yorumun Türkiye ve İslam dünyası için ciddi sonuçları olduğunu vurguladı. Daryaee, "Ancak bugün sadece Persler ve İranlılar değil, her türlü halk Batı'yı yok etmeye çalışıyor. Dışişleri Bakanı Rubio'nun tarihsel anlayışının yanlış ve hatalı yorumunu bir kenara bırakırsak, bunun sadece İran için değil, Türkiye ve İslam dünyası ve ötesi için de çok daha önemli sonuçları var" diye konuştu.
Rubio'nun Doğu-Batı çatışması şemasında göçmenlik, İslami radikalizm ve Avrupa'daki Hristiyan olmayanları güvenlik tehdidi olarak ele aldığını belirten Daryaee, bu durumun üç bin yıllık bir düşmanlık kurgusuna dayandığını öne sürdü. Daryaee, "Doğu'nun Batı'ya saldırısı şemasında göçmenliği, İslami radikalizmi ve Batı'dan nefret edenleri, ayrıca Avrupa'da yaşayan Hristiyan olmayanları da zikretti. Böylece Doğu ile Batı arasında üç bin yıllık bir düşmanlık kurmaya çalıştı" dedi. Bu ideolojik söylemin Yunanistan, İsrail ve ABD arasındaki ilişkileri güçlendirmeye hizmet ettiğini savunan Daryaee, bölgedeki Türkiye ve İran'a karşı bir pozisyon alındığına dikkat çekti. Daryaee, "Ancak soru şu ki, böyle bir ideolojik görüş ve söylem kimin için uygun görüldü? Doğal olarak Yunanistan, İsrail ve ABD, bölgedeki Türkiye'nin gücüne ve elbette İran'a karşı ilişkilerini daha da güçlendiriyorlar" şeklinde görüş bildirdi.
Ahameniş ve Osmanlı imparatorluklarının tarihsel sürekliliğine ve çok kültürlü yapılarına değinen Daryaee, bu devletlerin sadece 'Doğu İmparatorluğu' olarak nitelendirilemeyeceğini, evrensel yapılar olduğunu vurguladı. Daryaee, "Tarihe bu uzun vadeli bakış açısı bana iki büyük imparatorluğu, Ahameniş İmparatorluğu'nu ve Osmanlı İmparatorluğu'nu hatırlatıyor. Bu şekilde Doğu dünyasının ilk ve son büyük imparatorlukları arasında 2500 yıllık bir süreklilik hayal edilebilir" dedi. Biri Zerdüşt, diğeri Müslüman olan bu imparatorlukların Afro-Avrasya coğrafyasında farklı halkları ve dini grupları bünyesinde barındırdığını belirten Daryaee, "Ancak Ahamenişler ve Osmanlıların sadece bir 'Doğu İmparatorluğu' olmadığını, evrensel imparatorluklar olarak görülmesi gerektiğini hatırlamalıyız. İmparatorluğa hizmet eden 'Avrupalılar' kadar 'Doğulular' da vardı" ifadelerini kullandı.
Her iki imparatorlukta da Yahudiler ve diğer dini azınlıkların yaşadığını ve geliştiğini, bu durumun modern öncesi Batı deneyimiyle kıyaslanamayacağını belirten Daryaee, hukuki düzenin din veya coğrafya ayrımı gözetmeksizin herkesi koruduğunu ifade etti. Daryaee, "Kralın ve sultanın kanunu, dinlerine veya Avrupa, Afrika ya da Asya'da yaşayıp yaşamadıklarına bakılmaksızın herkesi koruyordu" dedi. Bu nedenle Ahameniş ve Osmanlı yapılarının savaşçı 'Doğulular' değil, evrensel emelleri olan imparatorluklar olduğunu savunan Daryaee, göçmenlerin bu imparatorluklarda memnuniyetle karşılandığını ve inançlarının kısıtlanmadığını vurguladı. Daryaee, "Bu imparatorluklarda göçmenler memnuniyetle karşılandı ve dini ve ideolojik eğilimleri, günümüz Amerika Birleşik Devletleri'nde olduğu gibi kısıtlanmadı" diye ekledi.
Doğu toplumlarının Batı medeniyetini yok etmeye çalıştığı fikrinin tarihin yanlış anlaşılması olduğunu ve siyasi müdahaleleri meşrulaştırmak için kullanıldığını ileri süren Daryaee, sert bir eleştiri yöneltti. Daryaee, "Burada vurgulamak istediğim şey, Doğuluların ve Müslümanların Batı Medeniyetini yok etmeye ve değerlerine saldırmaya geldiği fikrinin, tarihin yanlış anlaşılması ve Asya ile Afrika'da onlarca üs kurarak, insanlara karşı 'Ana Bomba'yı kullanarak ve ardından onları Batı Medeniyetini işgal etmekle suçlayarak yapılan bitmek bilmeyen savaşları haklı çıkarmak için uydurulmuş bir geçmişin kötüye kullanılması olduğudur" dedi. Politikacıların daha fazla tarih öğrenmesi gerektiğini belirten Daryaee, savaşları ve kışkırtmaları kimin başlattığının anlaşılması gerektiğini kaydetti. Daryaee, "Keşke politikacılar daha fazla tarih öğrenseler ve hem antik çağda hem de modern dönemde savaşları ve kışkırtmaları kimin başlattığını anlasalar" çağrısında bulundu.
Rubio'nun konuşmasının, ABD'nin Avrupa ile yaşadığı gerilimleri 'ortak Batı mirası' söylemiyle hafifletme amacını taşıdığını savunan Daryaee, bu ideolojik yükün siyasi mesajlar içerdiğini belirtti. Daryaee, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: "Bakan Rubio'nun ideolojik yüklü konuşması, yalnızca 'ortak Batı mirası'nı öne sürerek ABD'nin son zamanlarda Avrupa'yı küçümsemesini hafifletmeyi amaçlıyordu."
TürkAta Haber Ajansı