Uzun yaşam uzmanlarını yoran altı yaygın inanış
Uzun ömür uzmanları, 95 yaşını gören kişilerin o yaşı göremeyenlere kıyasla daha sağlıklı olmadığını belirtiyor. Uzmanlar, ömrü uzattığı iddia edilen bilgilerin çoğunun yanlış olduğunu vurguluyor.
Uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek önemli olsa da internette dolaşan her bilgiye itibar edilmemesi gerekiyor. Uzmanlar, 95 yaşına ulaşan ender kişilerin, bu yaşa erişemeyenlere göre daha sağlıklı bir hayat sürmediğini ifade ediyor.
Diken'de yayınlanan habere göre, ömrü uzatma çabaları son dönemde adeta bir saplantı haline geldi. Bu yıl yapılan bir araştırma, uzun yaşamla ilgili internet aramalarının 2025'e kıyasla yaklaşık dört kat arttığını ortaya koydu. YouTube ve TikTok gibi platformlar da yaşlanma karşıtı içeriklerle doldu.
Ancak internette 'yaşlanma karşıtı' olarak sunulan bilgilerin büyük bölümü hatalı, hatta riskli. The New York Times'a konuşan uzun ömürlülük uzmanı Sofiya Milman, bu alandaki temelsiz iddiaların bir kısmını çürütmenin çok önemli olduğunu söyledi. İşte uzmanların bir kenara bırakılmasını istediği altı yanlış inanış.
Uzun ömürlülük araştırmalarının amacı insanların daha uzun yaşamasını sağlamak değil. Çoğu araştırmacının asıl hedefi, yaşam süresini değil, insanların sağlıklı geçirdiği süreyi yani 'sağlıklı yaşam süresi'ni uzatmak. Alabama Üniversitesi Birmingham'da biyoloji profesörü Steven Austad, "Eğer sağlıklı yaşam süresini uzatmanın yan etkisi ömrün uzamasıysa ne ala" dedi ve ekledi: "Fakat amaç bu değil."
İnsanların giderek daha sağlıklı olduğu ve daha uzun yaşadığı düşüncesi de doğru değil. 2025'teki araştırmaya göre ABD'de 2009-2019'da yaşam beklentisi yalnızca altı ay artarken, sağlıklı yaşam beklentisi geriledi. Türkiye'de de durum farklı değil; TÜİK verilerine göre doğuşta beklenen yaşam süresi 2016-2018'de 78,3 yılken, 2023-2025 döneminde 78,5 yıl oldu. Aynı dönemde sağlıklı yaşam süresi 58,3 yıldan 58 yıla düştü. Yani Türkiye'de doğan biri ortalama 20 yıldan fazlasını sağlık sorunlarıyla geçiriyor. Austad, "İnsanları hayatta tutmakta biraz daha iyiyiz" diyerek yaşamın sonundaki hastalıklı dönemin uzadığına dikkat çekti.
İlaçlar ve takviyelerin ömrü uzatabileceği iddiası da uzmanlara göre gerçeği yansıtmıyor. Peptitler, resveratrol, NAD+ ve büyüme hormonu gibi maddeleri öne çıkaran sosyal medya fenomenleri, bazı ürünlerin insan ömrünü uzatabileceğini savunuyor. Kaliforniya Üniversitesi San Diego'da halk sağlığı doçenti Aladdin Shadyab ise ömrü uzattığı kanıtlanmış bir ilaç ya da takviye bulunmadığını belirtiyor. Shadyab, bazı maddelerin solucanlarda ve farelerde ömrü uzattığını ancak insan vücudunun çok farklı olduğunu ifade ediyor.
Kadınların erkeklerden daha uzun süre sağlıklı kaldığı düşüncesi de sorgulanıyor. Kadınların erkeklerden ortalama beş yıl daha uzun yaşadığı doğru olsa da kadınlar yaşamlarının son dönemindeki yılların daha büyük bir kısmını hastalık ve engellerle geçiriyor. Yaşlanma üzerine çalışan profesör Pankaj Kapahi, "Özellikle menopozdan sonra kadınların sağlığı birçok yönden bozuluyor" dedi. Uzmanlar, bu farkın yaşlanma araştırmalarının uzun süredir kadınlardan çok erkeklere odaklanmasından kaynaklanabileceğini belirtiyor. ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü direktörü Viviana Perez Montes'e göre hayvan deneylerinde ömrü uzattığı gösterilen bileşiklerin çoğu erkeklerde daha iyi işliyor; nedeni ise belirsiz.
Fazla kilolu kişilerin kilo vermesinin her zaman iyi olduğu inanışı da uzmanlarca tartışılıyor. Bazı araştırmalar kilo vermeyi daha düşük ölüm riskiyle ilişkilendirirken, kimi çalışmalar özellikle 65 yaş üstü yetişkinlerde böyle bir bağlantı bulamıyor. Shadyab ve meslektaşlarının 2023'teki araştırmasına göre 61-81 yaş arasındaki kadınlarda isteyerek ya da istemeden verilen kilo, başlangıçtaki kilo veya vücut kitle indeksinden bağımsız olarak 90 yaşına ulaşma ihtimalinin daha düşük olmasıyla ilişkili. 30 araştırmayı kapsayan 2021'deki bir meta-analiz de 65 yaş ve üzeri kişilerde kilo kaybının yüzde 59 daha yüksek ölüm riskiyle bağlantılı olduğunu gösterdi. Shadyab, bu konudaki literatürün 'epey çelişkili' olduğunu söyleyerek kilo vermenin her zaman iyi gelmeyebileceğini, yaşlıların kilo verirken yağdan çok kas ve kemik kütlesi kaybedebileceğini ekledi.
Kendine iyi bakmanın 100 yaşına ulaşmayı garantilediği düşüncesi de gerçekçi bulunmuyor. Son araştırmalara göre bir insanın ne kadar yaşayacağının yarısını genetik, diğer yarısını yaşam tarzı ve çevresel etkenler belirliyor. Milman, "95 yaş ve üstünü gören kişilerin uzun yaşamasında genetik daha da büyük bir rol oynuyor" dedi. Araştırmalar, 95 yaşını gören ender kişilerin o yaşı göremeyenlere göre daha sağlıklı bir yaşam sürmediğini; kilo, beslenme, fiziksel aktivite, alkol ya da sigara kullanımı bakımından aralarında fark olmadığını ortaya koyuyor. Milman, "Yaşam tarzları hakikaten farksız" diye konuştu.
TürkAta Haber Ajansı
Ordu Gündemi